16585,73%-1,05
43,92% 0,12
51,91% 0,09
7434,92% 1,41
11883,52% 0,57
İstanbul Beylikdüzü’nde bir camiye giriyorsunuz…
Ama sizi karşılayan sadece mihrap değil.
Bir masada robotik kodlama setleri kurulmuş.
Bir köşede gençler drone uçuş denemesi yapıyor.
Üst katta TYT–AYT matematik soruları çözülüyor.
Yan odada Kur’an tilaveti yankılanıyor.
Burası Fatih Sultan Mehmet Camii Diyanet Gençlik Merkezi.
Ve açık konuşalım:
Burası sadece bir cami değil, bir gelecek atölyesi.
Robotik kodlama…
Drone eğitimi…
TYT–AYT matematik ve edebiyat…
Yabancı dil…
Kur’an-ı Kerim, tefsir, hadis, siyer…
Etütler, ödev destek programları…
Ve hepsi ücretsiz.
Ama burada verilen sadece ders değil.
Aidiyet duygusu veriliyor.
İstikamet kazandırılıyor.
Gencin omzuna sorumluluk yükleniyor.
Merkezde robotik kodlama dersleri veren Hasan Akkaya, bu çalışmanın teknik bir eğitimden ibaret olmadığını özellikle vurguluyor:
“Biz burada gençlere sadece kod yazmayı öğretmiyoruz.
Onlara yön kazandırıyoruz.
Teknolojiyi üreten ama değerlerinden kopmayan bir nesil yetiştirmek istiyoruz.”
Minare gölgesinde drone kaldıran bir genç…
Hem göğe bakıyor hem köküne tutunuyor.
Hasan Akkaya gibi gönüllü isimler sayesinde camiler, gençliğin yeniden üretim merkezine dönüşüyor.
Bu tablo, sessiz ama derin bir değişimin habercisi.
Manevi danışman İbrahim Erdöl Hoca’nın altını çizdiği en önemli husus şu:
“Bilgi tek başına yetmez.
Karakterle birleşmeyen bilgi istikamet üretmez.”
Merkezin tüm organizasyonunu büyük bir özveriyle yürüten Hafız Oğuzhan Yıldırım ise hem Kur’an eğitimi veriyor hem de gençlik çalışmalarını titizlikle koordine ediyor.
Burada disiplin var.
Burada samimiyet var.
Burada niyet var.
Bir dönem camiler sadece ibadet mekânı olarak algılandı.
Oysa tarihimizde camiler medeniyetin merkezleriydi.
Bugün Beylikdüzü’nde o ruh yeniden ayağa kalkıyor.
Seccade ile matematik aynı çatı altında.
Kur’an ile kodlama yan yana.
Drone ile dua aynı atmosferde.
Bu bir tesadüf değil.
Bu bir bilinçtir.
Fatih Sultan Mehmet Camii Gençlik Merkezi’nde yapılan çalışma sadece bir ilçe başarısı değildir.
Bu bir modeldir.
Bu bir vizyondur.
Bu bir duruştur.
Gençlik sokakta kaybolmuyor; camide yön buluyor.
Teknoloji değerle buluşuyor.
İlim ahlakla birleşiyor.
Ve belki de en önemlisi şu:
Türkiye Yüzyılı büyük salonlarda değil,
işte böyle mahallelerde,
minare gölgesinde,
gençlerin gözlerindeki umutla başlıyor.
Türkiye Yüzyılı büyük salonlarda değil,
işte böyle mahallelerde,
minare gölgesinde,
gençlerin gözlerindeki umutla başlıyor.
Geleceği inşa edenler, en önce gençliğin kalbine yatırım yapanlardır.
— Ercan Kutlu